Her gün önüme onlarca proje geliyor. Kimisi teknoloji üzerine çalışıyor, kimisi sağlık alanında çığır açabilecek fikirler peşinde koşuyor. Ama bugün önüme düşen bir haber var ki, gerçekten sormadan edemiyorum…
TÜBİTAK’ın, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde yürütülecek “yağmur duası” araştırmasına 3 milyon TL’ye kadar destek verdiği açıklandı. Evet yanlış duymadınız… Yağmur duası. Üstelik bu destek, bilimsel projelerin yarıştığı bir sistemin içinden çıkıyor.
Şimdi ben buradan açık açık soruyorum:
Bu ülkede gençler proje üretmesin mi?
Laboratuvarlarda sabahlayan, kendi imkânlarıyla deney yapan çocuklar ne yapsın?
Daha dün konuştuğumuz İlayda Şamilgil örneği ortada. TÜBİTAK’ta dereceye giremeyen bir proje, uluslararası arenada birincilik alıyor, NASA kapısı açılıyor. Demek ki sorun gençlerde değil… Sorun, hangi projeye nasıl bakıldığıyla ilgili.
Ben kimsenin inancına, değerine laf etmiyorum. Ama bu ülkenin geleceği bilimle, teknolojiyle, üretimle şekillenecek. Yağmur duasını araştırmak mı öncelikli, yoksa gençlerin bilimsel projelerini desteklemek mi?
Gebze’den, sahanın içinden söylüyorum:
Gençler umudunu kaybetmek üzere.
Yetkililere çağrımdır…
Bu ülkenin beyin gücünü görmezden gelmeyin.
Bilime ayrılan kaynak, gerçekten bilime gitsin.
Yoksa yarın bir gün başarı hikâyelerini yine dışarıda aramaya devam ederiz…





