Gebze’de, Darıca’da, Çayırova’da son zamanlarda bana ulaşan şikâyetlerin önemli bir bölümünün adresi aynı: parklar.
Normal şartlarda bir park denildiğinde insanın aklına çocukların koştuğu, ailelerin oturduğu, yaşlıların nefes aldığı, gençlerin arkadaşlarıyla vakit geçirdiği alanlar gelir. Fakat bazı parklarımız özellikle hava karardıktan sonra bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Bir köşede yüksek sesli müzik, başka bir köşede bağıra çağıra konuşan gruplar… Gece yarısı parkın çevresinde tur atan motosikletler, susturucusuyla oynanmış egzozlar, mahalleyi ayağa kaldıran motor sesleri… Vatandaşların iddiasına göre bazı noktalarda alkol ve uyuşturucu madde kullanımı…
Sonra da biz bütün bunlara dönüp “gençlik işte” deyip geçeceğiz.
Kusura bakmayın, geçmeyeceğiz.
Kimsenin eğlenmesine, gençlerin bir araya gelmesine, parkta oturmasına itirazımız yok. Ama özgürlük dediğimiz şey, gece saat 02.00’de bir mahalleyi ayağa kaldırmak değildir. Eğlenmek, başkasının huzurunu gasp etmek değildir. Parkta oturmak, orayı kendi özel mülkün zannetmek hiç değildir.
Bir vatandaş ertesi sabah işe gidecek diye saat 23.00’te uyumaya çalışırken, üç sokak öteden gelen egzoz sesini dinlemek zorunda değil.
Bir anne çocuğunu parka götürürken “Acaba burada neyle karşılaşacağız?” diye düşünmek zorunda değil.
Bir baba akşam ailesiyle bankta otururken çevresinde uyuşturucu kullanıldığı iddia edilen gruplardan rahatsız olmak zorunda değil.
Peki soruyorum:
Bu parklar yapılırken amacı neydi?
Vatandaş huzur bulsun diye mi, yoksa gece saatlerinden sonra kimsenin müdahale etmediği alanlara dönüşsün diye mi?
Burada sorumluluğu yalnızca belediyelerin üzerine bırakmak da doğru değil. Belediyeler aydınlatmayı yapacak, güvenliği sağlayacak, kameraları çalışır vaziyette tutacak, parkların bakımını gerçekleştirecek. Kolluk kuvvetleri özellikle şikâyetin yoğun olduğu bölgelerde denetimini artıracak. Trafik ekipleri abartı egzozla mahalle aralarında insanları rahatsız eden motosiklet ve araçlara karşı gerekli işlemleri uygulayacak.
Yani herkes kendi görev alanında sorumluluğunu yerine getirecek.
Çünkü bazı sorunlar “Bir vatandaş ararsa gideriz” anlayışıyla çözülemez.
Şikâyet sürekli aynı noktadan geliyorsa artık orada münferit bir hadise değil, denetim problemi vardır.
Gebze, Darıca ve Çayırova’da hangi parkların özellikle akşam ve gece saatlerinde sorun yaşattığı aşağı yukarı biliniyor. Vatandaş biliyor, mahalleli biliyor, esnaf biliyor.
O halde yetkililer de bilmeli.
Hatta bilmekle kalmamalı, sahada göstermeli.
Ben her parkın başına bir polis dikilsin demiyorum. Böyle bir şey zaten mümkün değil. Ancak sorunlu noktalar belirlenebilir, mobil ekiplerin güzergâhları buna göre düzenlenebilir, zabıta ve emniyet arasında koordinasyon artırılabilir, kamera sistemleri gerçekten aktif şekilde kullanılabilir.
Ve özellikle şu abartı egzoz meselesi…
Bir motosikletin sesini yükseltince motor daha hızlı gitmiyor, sürücüsü de daha “havalı” olmuyor. Sadece onlarca insanın huzuru kaçıyor.
Şehrin ortasında insanların yatak odalarına kadar giren bir gürültünün adı eğlence değil, saygısızlıktır.
Uyuşturucu meselesi ise bunun çok daha ötesinde.
Bugün parkın bir köşesinde görmezden geldiğimiz uyuşturucu, yarın aynı mahallenin çocuklarının karşısına çıkar. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla bunun önüne geçemeyiz. Özellikle genç nüfusun yoğun kullandığı kamusal alanlarda bu konuda sıfır tolerans gösterilmesi gerekir.
Ben bu satırları birilerini hedef göstermek için değil, tam tersine bir problemi daha büyümeden göstermek için yazıyorum.
Çünkü gazetecilik yalnızca olmuş olanı yazmak değildir.
Bazen olacak olanı önceden görüp uyarmaktır.
Bugün vatandaş Gebze’de, Darıca’da, Çayırova’da parkıyla ilgili şikâyetini gazeteciye anlatıyorsa, burada hepimizin düşünmesi gereken bir durum var.
Vatandaşın çok büyük bir talebi yok aslında.
Çocuğunu korkmadan parka götürmek istiyor.
Akşam bankta otururken huzursuz edilmek istemiyor.
Gece evinde uyumak istiyor.
Hepsi bu.
Bunlar bir şehirde lüks sayılıyorsa zaten konuşmamız gereken asıl mesele tam olarak budur.
Buradan ilgili belediyelere, emniyet birimlerine ve sorumluluk sahibi bütün kurumlara açık bir çağrıda bulunuyorum:
Gebze, Darıca ve Çayırova’daki parkları özellikle gece saatlerinde daha sık denetleyin.
Sorunlu noktaları masa başından değil, vatandaşın arasına girerek tespit edin.
Çünkü parklar birkaç kişinin istediği gibi davranabileceği sahipsiz alanlar değildir.
Parklar bu şehrin insanınındır.
Ve bu şehirde huzurlu yaşamak, kimsenin vatandaşımıza vereceği bir lütuf değil; vatandaşın en temel hakkıdır.













